Devlog #4 — Oda, ikinci kedi ve dört dokunuş

Bu hafta oyunun en önemli sorusuna odaklandık: kedi sevmek elde nasıl hissettirmeli? Üç farklı yol denedik, ikisinden vazgeçtik.
Oda kuruldu
Oyunun geçtiği oda plandan sahneye taşındı: pencere önünde koltuk, yatak, puf, yer minderi, kitaplık ve kedilerin dolaştığı yuvarlak bir halı. Bir karar aldık: her koltuk, sandalye, minder ve yatak oturulabilir bir yer. Alçak minderlere yere oturur gibi oturuyorsun.
Lokum geldi
Misket’in yanına ikinci kedi Lokum katıldı. Turuncu tüylü, başını, sırtını ve karnını sevdiriyor, ama çok çabuk ısınıyor. Artık hangi kediye bakarsan onu çağırıyorsun; odanın öbür ucundaki kedi de çağrılabiliyor.
Bir kedi çağrına gelmiyorsa nedenini görüyorsun: dinleniyor mu, sana küs mü, ne kadar beklemen gerekiyor. Bekleme süreleri gizli değil.
Kedinin sevdiği yerler kendi tüyünde
Her kedinin sevdiği bölgeler artık doğrudan kedinin üstünde renkle görünüyor:
- yeşil çok sever,
- sarı idare eder,
- turuncu pek sevmez,
- kırmızı hiç sevmez.
Renkler kedinin kendi gövdesine boyanıyor, üstüne ek bir şekil konmuyor. Kedi kıpırdadıkça renkler de onunla gidiyor.
Sevme üç kez değişti
İlk denemede kedinin üstüne ritimle tıklıyordun. Tek tek tıklamak zevkli değildi. Sonra sol tuşu basılı tutup eli kedinin üstünde gezdirmeyi denedik; daha doğaldı ama hep aynıydı.
Sonunda masaj tekniklerinden esinlenen dört basit hareket kaldı. Kedinin üstünde rastgele bir kılavuz beliriyor, el onu kendiliğinden izliyor:
- Okşa: kürk yönündeki kalın çizgiyi, üstünde kayan parlak noktanın hızında izle.
- Yoğur: iki başparmak iki yuvarlağa oturur, sırayla sol ve sağ tıkla.
- Ov: daireyi ok yönünde çevir.
- Pıtpıt: parlayan noktalara ritimle tıkla.
Her hareketin yeri, yönü ve biçimi her seferinde değişiyor, sırası da karışık geliyor. Böylece hiçbir seans aynı olmuyor.